BULUŞMA...
Buluşmayı anlamlı kılan iki kişidir.
Kişilerden birisi olmazsa buluşma söz konusu dahi olamaz.
İşte "Senfonik Sema Gösterisi" böyle bir buluşmadır; bir yanda Türk Musikisi'nin en üst olgunlaşma ile ortaya konulan Mevlevi Ayinleri, diğer tarafta Batı Kültürünün rafine sanat müziği.
Eseri yazarken yola çıktığım bu fikir bu buluşmaya anlam katma üzerinde yoğunlaştı.
Yüzyıllar boyunca Mevlevi Ayinleri bestecilerin olgunluklarının en üst sevilerinde yarattıkları eserler olmuş ve muhteşem sanat eserleri olarak Türk Musikisi repertuarımızda hak ettikleri yeri her zaman korumuşlardır.
Bu eser bir alternatif arayışı değildir. Zaten mükemmel olan orijinal hali yüzyıllardır seslendirilmekte ve seslendirilecektir de. Bu eser bu iki kültürün yarattığı en üst sanat eserlerinin bir buluşması yani yeni bir renk sadece.
Eserin oluşma safhasında hepimizin aşina olduğu ya da mutlaka bir yerlerden duymuş olduğu iki müzik arasındaki teknik farklılıkların yarattığı bir uyum problemi üzerinde düşünemem gerekenleri karara bağladıktan sonra Tasavvuf çalgılarının makamsal yapısında hiçbir değişiklik yapmadan kullandım.
Yaylı Çalgılar orkestrasını makamsal bölümlerde ünison duyumlardan kaçınarak eşlik, makamsal olmayan ve Batı Müziği ile örtüşen kısımlarda orkestrayı kaçınmadan tutti kullandım.
Bilindiği üzere Senfonik Orkestralar yaylı çalgılar ,renk olarak üflemeli ve vurma çalgılardan oluşur.
Eserin orkestrasyonları aşamasında Üflemeli çalgılar ve vurmalı çalgılar yerine Tasavvuf çalgıları ve vurmalılarını kullanarak aslında kendine özgü bir duyumu olan bir senfoni orkestrası da dinleme şansını da yakalamış olacağız.
Mevlana felsefesinin tüm dünyanın içinde bulunduğu duruma bir çözüm, dinleyeceğiniz bu eserin ise bu sevgi ve hoşgörüye vesile olabilmesi dileğiyle...
İLETŞİM :
Tel : +90 (312) 417 31 56 - 417 31 58
e-mail :nb@nbyapim.com
Yetkin YAĞMUR / Yapımcı SEMA
Geleneksel mi modern mi?
Evrensel mi öznel mi?
Tek sesli mi çok sesli mi?
İttifak mı çatışma mı?
Tartışmalar süredursun,biz bütün insanlığın tek ortak dilde buluşabileceğini biliyoruz: Müzik.
Hep duyardım sözlerini : “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!”. Bundan on yıl öncesine kadar sadece adını bildiğim Mevlana felsefesini incelemeye başladıktan sonra, düşüncesinin derinliğine ve “sema” töreninin sistematiğine hayran kaldım.
Mevlevi semaında ney ve kudüm en önemli enstrümanlardır. Bunlara keman, ud, kanun, kemençe, tambur ve santur ile rebab da eşlik edebilir.
Bildiğimiz tek çok seslendirme çalışması Türkiye’ye ilk gelen piyano ile, İstanbul’ da Kulekapısı Mevlevihanesi’ nde bir ayinde denenmiş, fakat çok da ciddi olarak hazırlanmadığını düşündüğümüz deneme, batı müziği ile Türk müziği aralıklarının birbirine uymadığı gerekçesi ile bırakılmıştı. Bu piyano, şimdi belediye müzesindedir.(*)
Sema Töreni, “Naat” ile başlar. Naat, Hz. Muhammed’ i öven, Mevlânâ’ nın bir şiiridir. Bestesi Itri’ ye ait olan rast makamındaki eser, enstrüman eşliksiz ve ayakta okunur. Bunu ney taksimi takip eder. Tören dört “selam”dan oluşur :
1.Selam :İnsanın kendi kulluğunu idrak etmesini,
2.Selam :Tanrı’nın büyüklüğü ve kudreti karşısındaki hayranlığı,
3.Selam :Bu hayranlığın aşka dönüşmesini,
4.Selam :İnsanın kulluğa dönüşünü simgeler.
(*)Abdülbaki GÖLPINARLI “Tasavvuf” (s.252-253)